| Yazan |
Konu  |
|
london rain
8
|
mesajım - 27/02/2010 : 11:36:53
|
3: The Dale Earnhardt Story (2004)

Film, NASCAR efsanesi Dale Earnhardt'ın hayatını anlatıyor. Kendisi gibi bir pilot olan Ralph Earnhardt ile ilişkisi, çocukları ve eşleriyle neler yaşadıkları, Darrell Waltrip ile yıllar süren büyük çekişmesi.. Tüm bunları filmde bulmanız mümkün.
Film, Earnhardt hayatını kaybettikten sonra ESPN tarafından çekilip & yayınlanmış. Ancak Earnhardt'ın eşi Teresa ve oğlu Dale Earnhardt Jr. filmin senaryosunu onaylamamışlar.
Sonuç olarak izlenmesi gereken bir film diye düşünmekteyim. 7 puan benden. |
 |
|
|
Turbulence
R130
|
mesajım - 27/02/2010 : 18:20:30
|
Cennetimden Bakarken (2009)

quote: Alice Sebold#8217;un Türkiye#8217;de İnkilap Yayınları tarafından okurlara sunulan romanından uyarlanan filmin yönetmenliğini Oscar ödüllü yönetmen Peter Jackson üstlendi. #8220;Cennetimden Bakarken#8221;de (The Lovely Bones), bir cinayete kurban gittikten sonra ailesini ve katilini bulunduğu cennetten izleyen küçük bir kızın intikam tutkusu ile ailesinin yaşadığı korkunç olayın etkilerinden kurtulmasını istemesi arasında bocalaması anlatılıyor.
Oscar ödülü adayı genç yıldız Saoirse Ronan#8217;ın başrolde yer aldığı filmin diğer rollerinde Mark Wahlberg, Oscar ödüllü Rachel Weisz ve Oscar ödüllü Susan Sarandon ile Stanley Tucci, Michael Imperioli gibi oyuncular yer alıyor.
Susie, 14 yaşında öldürülmüş ve cennete gitmiştir. Ölümünden sonra dünyada onsuz sürüp giden yaşamı, ortadan kayboluşuyla ilgili yorumlarını, ailesinin sevgili kızlarının canlı bulunması umuduna sarılmasını ve katilinin cinayetten kalan ipuçlarını yok etmeye çalışmasını takip eder. İstediği herşey düşündüğü an yerine gelmektedir ama dünyada da hayat sürerken Susie#8217;de bir şekilde o hayata dahildir.
Dram türü filmlerden çok fazla hoşlanmam ama bu sefer izlemek istedim. Filmin konusu hoşuma gitti biraz merak uyandırdı. Saoirse Ronan harika bir oyunculuk çıkarmış. Gelecekte de adından çok söz ettirecektir. Değişik bir bakış açısıyla yapılmış bir film.. Fantastikle dramın birleştiği güzel bir yapım olmuş aslında. Ama film gereğinden fazla uzun tutulmuş. İzlemenizi tavsiye ederim.
6.9/10 |
"gives you wings.. - just fly to fly" RedBull

|
 |
|
|
Nordschleife
8
|
mesajım - 14/03/2010 : 01:52:02
|
CRIMSON TIDE (1995)

Yönetmen:Tony Scott Oyuncular:Denzel Washington,Gene Hackman,Viggo Mortensen,James Gandolfini,Matt Craven 116 dakika,Amerikan yapımı. IMDB Puanı:7.2 - 31,932 kişi oylamış.
Aslında denizaltı filmi izleyeyim diye oturmuşken pc başına,aklımda 1957 yapımı bir klasik olan 'The Enemy Below' vardı ve nasıl bu filmi izlemeye karar verdim bilmiyorum.Tony Scott'ın çoğu filmi gibi bu da yüzlerce kez tv kanallarında gösterilmesine rağmen daha önce denk gelmemiş olduğumu da belirtmeliyim.
Rusya topraklarında marjinal bir aşırı milliyetçi oluşum ordunun bir kısmının da desteğiyle bir nükleer üs ile 4 adet nükleer saldırı(!) denizaltısını (Akula sınıfı - ki bu sınıf nükleer uzun menzilli füze taşımaz gerçekte,SSCB bu amaç için Typhoon sınıfı denizaltıları üretmiştir.) ele geçirmiş ve Japonya ile Amerika'ya nükleer saldırı tehdidinde bulunmuştur.Amerika'nın SSBN-726 sınıfı(filmde denizaltı kendisini oynuyor.P .) nükleer saldırı denizaltısı Alabama,olası bir nükleer tehdide cevap vermek için 65 günlük uzun bir yolculuğa koyulur.Bu arada geminin 'şahin' kaptanı(Hackman) ile 'güvercin' ikinci subayının(Washington) arasında nükleer silah kullanma önceliği konusundaki yaklaşım farklılığı gemi içindeki tansiyonu giderek yükseltmektedir.
Filmi son derece beğendim,başından sonuna kadar hikaye anlatımı,çekimler ve oyunculuk gayet tatmin ediciydi.Gerçi bu yorumu yaparken bugüne kadar Denzel Washington'ın oynadığı filmler içinde beğenmediğim,hatta şöyle diyeyim bayılmadığım hiç bir filmin çıkmadığını da belirtmeliyim.
8/10 |
"uyanıyorum, kendi elim boynumda..."
|
Düzenleme - Nordschleife on 14/03/2010 01:54:47 |
 |
|
|
ÖzGe
boss jr
|
mesajım - 14/03/2010 : 03:12:24
|
The Shawshank Redemption (1994)

quote: Yazarı: ayrton-senna
quote: Yazarı: Emre Kızılkaya
quote: Yazarı: Deniz Kargılı
The Shawshank Redemption (94)
Sınırsız internet güzel şey netekim. Bazı çok büyük fimleri izlememiş olmam konulu ayıbı ufaktan kapatıyorum demek adına cidden büyük bir şeyle başladım. (Eminim öncesinde 2 ay boyunca OZ izlememiş olsaydım bu filmi çok daha etkili ve sert bulurdum) Film güzel, anlatım güzel, oyuncuklar ve müzik çok güzel.
Bence gelmiş,geçmiş ve gelecek en iyi filmdir.
Bence de çok çok iyi, etkileyici bir film. Benim listemde ilk 10'a girer sanırım 
Yönetmen: Frank Darabont Oyuncular: Tim Robbins , Morgan Freeman , Bob Gunton , William Sadler , Clancy Brown , Gil Bellows , Mark Rolston , James Whitmore
Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır.
Bu mahkumlardan biri olan Red ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.
Her zaman merak ettiğim bu filmi anca yeni fırsat bulup da izleyebildim, sağolsun Berkem a.k.a london rain'in gazıyla. Film Stephen King'in 'Kuşku Mevsimi' adlı kitabının içindeki öykülerden biri olan 'rita hayworth and the shawshank redemption' ın uyarlaması. Hapishane ortamındaki dostluk ve yaşam mücadelesini çok güzel işlemişler. Frank Darabont'un senaryosunu burada tebrik etmek lazım. Filmdeki bir çok diyalog veya aforizma çok etkileyici. Tim Robbins ve diğer tüm oyuncular bir bir rollerinin hakkını veriyorlar. Morgan Freeman'a diyecek söz yok zaten. Aşmış yine. Filmin müziklerini de 'Road to Perdition'dan beri hayran olduğum Thomas Newman üstlenmiş. Her sahneyi müzikleriyle daha da etkili hale getiriyor. Gösterildiği tarihte Oscar'a aday olmuş, fakat 'Forrest Gump' filminin bütün ödülleri silip süpürmesinden ötürü hakkını alamamış bir film. Bana kalırsa ve aslında bu filmi sevenlerin bir çoğunun görüşlerine de bakılırsa 'Forrest Gump'tan çok çok daha iyi bir film. Zaten bu yüzden belki de Imdb Top 250 listesinin 1 numarası bu film. Bir nevi 'Gönüllerin Şampiyonu'. Klasikler arasına girmiş bu filmi herkese tavsiye ederim. Hazır Stephen King ve Frank Darabont'dan bahsetmişken yine bu ikilinin bir ürünü olan ve yine hapishane ortamında geçen 'The Green Mile'ı anmadan geçmek olmaz. Bunu seven, bunu da sevdi.
|
 last.fm / twitter |
Düzenleme - ÖzGe on 14/03/2010 03:18:46 |
 |
|
|
Burak Temizsoy
BOSS
|
mesajım - 14/03/2010 : 10:52:51
|
| Esaretin Bedeli'ni ilk olarak TV'de izlemiştim. Beni çok etkileyen bir filmdi. TV'de defalarca izlediğimizden Star Tv'deki dublajını o kadar benimsemiştimki geçenlerde indirdiğim Bluray ripinde farklı dublaj çıkınca filmi izleyesim gelmiyordu-ki herkeste aynı bu durum- Neyse ki birisi Star Tv dublajını filme oturttu bende eski hd versiyonu silip yenisini çektim. Özge geç olmuş güç olmamış. Ben hala ara ara açar Dufrense'in kaçışını tekrar izlerim. :) |
 |
 |
|
|
ÖzGe
boss jr
|
mesajım - 14/03/2010 : 13:01:26
|
Evet filmden sonra okuduğum birçok yorumda özellikle tv'de gösterilen dublajlı versiyonunun çok iyi olduğunu söylüyorlar.Bir de o versiyonunu izlemek lazım :) Bana da 'Geleceğe Dönüş' serisinde öyle olmuştu o. Çocukluğumdan beri Marty'yi hep Yekta Kopan'ın sesinden dinlediğimden orjinal hali bile bir tuhaf gelmişti :)
Bu arada 2012'de gösterime girmesi planlanan 'Fahrenheit 451' filminin yapımı için Frank Darabont'ın ismi geçiyor internet ortamında. Eğer konfirme olursa çok iyi bir seçim olur. |
 last.fm / twitter |
 |
|
|
Enigmatik
BOSS
|
mesajım - 14/03/2010 : 13:08:50
|
quote: Yazarı: ÖzGe
Evet filmden sonra okuduğum birçok yorumda özellikle tv'de gösterilen dublajlı versiyonunun çok iyi olduğunu söylüyorlar.Bir de o versiyonunu izlemek lazım :) Bana da 'Geleceğe Dönüş' serisinde öyle olmuştu o. Çocukluğumdan beri Marty'yi hep Yekta Kopan'ın sesinden dinlediğimden orjinal hali bile bir tuhaf gelmişti :)
Bu arada 2012'de gösterime girmesi planlanan 'Fahrenheit 451' filminin yapımı için Frank Darabont'ın ismi geçiyor internet ortamında. Eğer konfirme olursa çok iyi bir seçim olur.
yeryüzünde izleyeceğin en iyi filmdir esaretin bedeli (bence) |
 |
 |
|
|
ÖzGe
boss jr
|
mesajım - 14/03/2010 : 19:40:01
|
quote: Yazarı: Mustafa Can Dinç
quote: Yazarı: Mertoya
UP
 Okyanus Dünyası'nı 1-2 hafta sonraya atıp önümüzdeki 29 Ekim'i çocuklara Up'ı 3D olarak izletmeyi düşünmeyen aklı kınıyorum ilk olarak. Umarım sinemada 3D olmasa bile Türkçe dublajlı izleme şansım olur. Erol Günaydın'ın sesiyle güzel bir 95 dakika geçirebilirim. Film hakkında bilgi vermiyorum fazla. Süpriz olsun. Pixar filmi olduğu için herkes gözü kapalı izleyebilir. 8,5/10
Mükemmelmiş ya Mert 1,5 puanı bu filmin neresinden kırdın anlamadım Kuçu kuçuya bittim zaten Dog :D
Harika bir film. Sıcacık ve duygusal... Ben 10 üzerinden 9 verdim. Herkesin izlemesini tavsiye ederim. |
 last.fm / twitter |
 |
|
|
Burak Mirac Yılmaz
8
|
mesajım - 14/03/2010 : 20:50:40
|
THE HURT LOCKER oscar aldığı için izledim sadece. filmin "sanatsal" yapısını bilmiyorum tabi ama bence aday diğer filmler arasında 4 veya 5. olurdu. klasik klişe amerikan savaş filmiydi ben başka birşey göremedim. amerikan askerleri "ufo gören masum köylü" rolündeydi resmen. |
 |
 |
|
|
edebali
Parabolica
|
mesajım - 15/03/2010 : 18:21:38
|
quote: Yazarı: ÖzGe
quote: Yazarı: Mustafa Can Dinç
quote: Yazarı: Mertoya
UP
 Okyanus Dünyası'nı 1-2 hafta sonraya atıp önümüzdeki 29 Ekim'i çocuklara Up'ı 3D olarak izletmeyi düşünmeyen aklı kınıyorum ilk olarak. Umarım sinemada 3D olmasa bile Türkçe dublajlı izleme şansım olur. Erol Günaydın'ın sesiyle güzel bir 95 dakika geçirebilirim. Film hakkında bilgi vermiyorum fazla. Süpriz olsun. Pixar filmi olduğu için herkes gözü kapalı izleyebilir. 8,5/10
Mükemmelmiş ya Mert 1,5 puanı bu filmin neresinden kırdın anlamadım Kuçu kuçuya bittim zaten Dog :D
Harika bir film. Sıcacık ve duygusal... Ben 10 üzerinden 9 verdim. Herkesin izlemesini tavsiye ederim.
Ben de geçen günlerde izledim bu filmi. Gerçekten çok güzeldi. Bir animasyon filmine göre bayağı bir duygusallık vardı ama bu filmi daha güzel yapmış. Köpeklerin birbirlerinle olan diyalogları çok hoşuma gitti benim. Köpeklerin başı olan köpeğin inceltilen sesine çok güldüm. O köpekten o ses çıkınca insana bir değişik geliyor. |

RedBull Racing/ Mark Webber & Sebastian Vettel
www.musicalcomment.blogspot.com |
Düzenleme - edebali on 15/03/2010 18:23:19 |
 |
|
|
mucadi
R130
|
mesajım - 19/03/2010 : 23:49:47
|
Shutter Island
http://www.imdb.com/title/tt1130884/

Sıkı bir gerilim tavsiye ederim benden 7.5 bu filme Leonardonun oyunculuğuda sağlamdı.. |
::: Onlar Gelirken Biz Tur Bindiriyorduk :::
 |
Düzenleme - mucadi on 19/03/2010 23:59:58 |
 |
|
|
ÖzGe
boss jr
|
mesajım - 20/03/2010 : 00:09:04
|
Nineteen Eighty-Four (1984)

Tür : Dram / Bilim Kurgu Yönetmen : Michael Radford Yapım : 1984, İngiltere , 113 dk. Oyuncular: John Hurt (Winston Smith), Richard Burton (O'Brien), Suzanna Hamilton (Julia), Cyril Cusack (Charrington), Gregor Fisher (Parsons), James Walker (Syme), Andrew Wilde (Tillotson)
III. Dünya Savaşı sonrası dünyanın düzeni değişmiştir. 1984 yılında Londra artık Okyanusya isimli polis devletinin başkentidir. Faşist hükümetin Doğruluk Bakanlığı için çalışan bürokratlardan biri olan Winston Smith'in görevi, farkında olmasa da tarihi gerçekleri saptırmaktır. Sıkı bir partili olan Smith, her şeyin yalan üzerine kurulu olduğunu öğrendiğinde kendisini sorgulamaya başlar. Bakanlıkta çalışan Julia ile tanışıp aşık olduğunda Sevgi Bakanlığı'nın bile normal olduğu bu dünya Smith için daha da karışık hale gelecektir.
Bu filmi bu başlıkta Kürşat yazmıştı sanki diye hatırlıyordum ama bulamadım. Bütün başlığı baştan sona inatla hatta 2 defa taradım ettim ama, ya benim gözümden kaçtı hep ya da bana öyle gelmiş :) neden öyle geldi bilmiyorum neyse :) 1984'ü kitabını okumuştuk, hadi filmini de izleyelim ve acaba kitaptakini beyazperdeye nasıl aktarmışlar diye meraktan izledik. Kitaptan farklılar ve eksiklikler tabiki var ama ben yine de çok kötü bulmadım. O karanlıklığı iyi yansıtabilmişler. Kısaca, distopya türünden konusuyla ve işleyişiyle farklı olan bu filmi tavsiye edebilirim. Ama en güzeli, önce George Orwell'ın bu muhteşem yapıtını okumak.
]imdb puanı: 7.1
|
 last.fm / twitter |
 |
|
|
Nordschleife
8
|
mesajım - 20/03/2010 : 22:01:22
|
IKE - COUNTDOWN TO D-DAY (2004)

Yönetmen:Robert Harmon Oyuncular:Tom Selleck,James Remar,Timothy Bottoms,Gerald McRaney,Ian Mune,Bruce Phillips 89 dakika, Amerika/Yeni Zelanda ortak yapımı. IMDB Puanı:7.1 - 1,148 kişi oylamış.
İkinci dünya savaşının Müttefik Kuvvetler Başkomutanı (ve geleceğin ABD başkanı) Dwight 'Ike' Eisenhower'ın görevi kabul etmesi ile başlayıp Normandiya çıkartmasına kadar olan süreci işleyen bu filmi 'savaş sahnesi olmayan savaş filmi' olarak sınıflandırabiliriz.Bazı çok az bilinen olayları işlemesi gibi (Eisenhower'ın başarısızlık halinde tüm sorumluluğu üstlendiğini belirten mektubu,çok yakın arkadaşı General Henry Miller'ın sarhoşken barda çenesini tutamayıp neredeyse çıkartmanın içine edecek olması üzerine Ike'ın hışmına uğraması,deli-dahi tankçı kumandan General Patton'ın çocuk gibi azarlanması gibi) güzel detaylar da içeren,masa başında geçmesine rağmen hiç sıkmayan,puanını hakeden bir film çekmiş Robert Harmon.
Özellikle Sir Winston Churchill'i canlandıran Ian Mune'a bayıldım diyebilirim,çok benzememesine rağmen oyunculuğu harikaydı.Churchill'in Eisenhower'a söylediği 'Bizden istediğin bu güce daha önce hiç kimse sahip olmadı..ne büyük iskender,ne napoleon bonaparte..hiç kimse' diyaloğu gibi,Patton/Monty çekişmesi ve sanki 4 yıl önce üç hafta içinde Hitler'e teslim bayrağını çekmemişler gibi Charles De Gaulle'ün yine de fransız kendini beğenmişliğinden ödün vermemesi ve benzeri nice akılda kalıcı detay var filmde.
7/10 |
"uyanıyorum, kendi elim boynumda..."
|
 |
|
|
ÖzGe
boss jr
|
mesajım - 21/03/2010 : 02:04:03
|
Jeux d'enfants (2003)

Yönetmen : Yann Samuell Senaryo : Jacky Cukier , Yann Samuell Oyuncular: Guillaume Canet (Julien) , Marion Cotillard (Sophie) , Thibault Verhaeghe (Julien (8 yaşındayken)) , Joséphine Lebas-Joly (Sophie (8 yaşındayken))
Julien ve Sophie, okul yıllarından beri tanışan iki yakın arkadaştır. Sophie'nin Polonya kökenli olması nedeni ile sınıftaki ırkçı çocuklar tarafından taciz edilmesi ve Julien'in kanser olan annesi ve sorunlu babası ile yaşadığı sıkıntılar, her ikisini birbirlerine daha da fazla yakınlaştırır. Haylaz ve hınzır yapıları ile sürekli olarak birbirlerinin cesaretlerini sınamaları ile başlayan süreç, zaman içinde ilginç bir cesaret oyununa dönüşür.
Oyunun kuralı çok basittir; sırasıyla her biri, ötekine cesaret gerektiren zorlu görevler verecektir. Zamanla hayatın kendi zorlukları, bu oyunun bir parçasına dönüşmeye başlar. Ve bu oyun, gitgide inanılmaz bir aşk yaratır aralarında. Ama acaba bu aşk birbirlerine kavuşmalarındaki en büyük engel midir?
Başlangıçtaki çekimleriyle 'amelie' filmini anımsatan, ama ondan çok daha fazla sevdiğim, insanın içini ısıtan, eğlenceli ilerleyişi ve masalsı sonuyla yüzünüzde tebessüm bırakan çok güzel bir film.'Var mısın, yok musun' oyunu (veya cesaret oyunu) anca bu kadar sınırları zorlayacak şekilde oynanabilirdi herhalde. Çok sevdiğim 'la vie en rose' şarkısı da filmin ana temalarından birini oluşturarak filme çok yakışmış. Imdb Puanı : 7.6 Ben 8 verdim. Hala izlemeyen varsa izlemesi tavsiye edilir :)
- cap ou pas cap?! - cap! :)
|
 last.fm / twitter |
 |
|
|
Mertoya
8
|
mesajım - 21/03/2010 : 13:29:33
|
| Film Fransız olunca direk oyunculara baktım ve Cotillard'ı gördüm. Yorumlarını hiç okumuyorum Özge ve direk filmi listeye ekliyorum. :) |
 |
|
|
mucadi
R130
|
mesajım - 21/03/2010 : 19:37:41
|
Eyvah Eyvah
http://www.imdb.com/title/tt1594918/

Kız arkadaşımla sinemaya gitmeye karar verdik. Bugün filmlerde fazla seçenek yoktu zindan adasını arkadaşlarla izlemiştim recep ivedikmi pehh. Alice zaten pek izleyenlerce tavsiye edilmedi (halbuki animasyon filmlere bayılırız) napalım bir Türk yapımı olan Eyvah Eyvah'a gidelim dedik film öyle kahkaha tufanı değil ama izlettiriyor kesinlikle. birazda ben otaraflardan (trakya - selanik) olduğumdandır heralde muhacır konuşmalarına aksanlarına bittim Ata herzamanki Ata. Ama Demet harika oynamış :) |
::: Onlar Gelirken Biz Tur Bindiriyorduk :::
 |
 |
|
|
ÖzGe
boss jr
|
mesajım - 22/03/2010 : 20:19:23
|
Les invasions barbares (2003)

Yönetmen : Denys Arcand Yapım : 2003, Kanada / Fransa , 99 dk. Oyuncular : Rémy Girard (Rémy) , Stéphane Rousseau (Sébastien) , Dorothée Berryman (Louise) , Louise Portal (Diane) , Dominique Michel (Dominique) , Yves Jacques (Claude) , Pierre Curzi (Pierre) , Marie-Josée Croze (Nathalie) , Marina Hands (Gaëlle) , Toni Cecchinato (Alessandro)
Kanser hastalığı nedeniyle yatağından kalkamayan ve yavaş yavaş ölümü beklemeye başlayan Rémy, son anlarında yanında olmak isteyen ailesi ve yakınlarıyla yüzleşmek durumunda kalır. Gelenler arasında yıllardır samimi bir ilişki kuramadığı oğlu Sébastien'de bulunmaktadır deyip fazla bilgi vermeyelim eheh. Filmin en iyi yabancı film oscarını aldığını da hatırlatayım. Filmin imdb puanı: 7.8, benden de bir 7. |
 last.fm / twitter |
 |
|
|
Nordschleife
8
|
mesajım - 22/03/2010 : 20:47:24
|
LIVING HELL aka ORGANIZM (2008)

Yönetmen:Richard Jefferies Oyuncular:Jonathan Schaech,Erica Leerhsen,James McDaniel,Jason Wiles 92 dakika,Amerikan yapımı,TV için çekilmiş. IMDB Puanı:4.9 - 1,159 kişi oylamış.
TV için çekilmesine rağmen çok da fena olmayan vakit geçirmelik bir film Living Hell.Afiş ararken alt tarafı TV için çekilmiş olan bu film için ne kadar fazla afiş hazırlandığına dehşet içinde tanık oldum.
1950'lerde soğuk savaş döneminin gizli ve çılgın bilimsel deneylerinin yapıldığı eski bir üs artık gerekli görülmediğinden kapısına kilit vurulacak ve yer altındaki odaları beton ile doldurulacaktır.Orada çalışan askerler ve bilim adamları bir türlü bitmeyen tasfiye işlemine devam ederken o eski deneylere ait tek ipuçları bir biyoloji öğretmeninin korkunç çocukluk hatıraları arasında gizlidir.Annesinin kendisini ve babasını öldürmeden hemen önce asla unutmaması için eline kazıdığı o yazının anlamını yıllarca merak eden Frank Sears kapanacağını öğreneceği üsse gidip gerçeği öğrenmek zorunda hissetmektedir kendisini..olaylar gelişir..
Sadece 29 günde çekilmesine ve 4.5 milyon dolar gibi mütevazi bütçesine rağmen fena iş çıkartmamış yönetmen bana göre.Zaten IMDB puanı da türün ortalamasına göre normal.TV'de denk gelirseniz izleyin,fena bulmadım.
5/10 |
"uyanıyorum, kendi elim boynumda..."
|
Düzenleme - Nordschleife on 22/03/2010 20:51:02 |
 |
|
|
Burak Mirac Yılmaz
8
|
mesajım - 22/03/2010 : 21:05:58
|
| hacı sen nası sabredip izliyosun bu filmleri. ben nice ödül almış filmi kesin sıkılrım diyip izlemiyorum var ya. ilk 10 dakka sıktıysa tamam zaten. |
 |
 |
|
|
Nordschleife
8
|
mesajım - 22/03/2010 : 21:25:21
|
quote: Yazarı: Burak Mirac Yılmaz
hacı sen nası sabredip izliyosun bu filmleri. ben nice ödül almış filmi kesin sıkılrım diyip izlemiyorum var ya. ilk 10 dakka sıktıysa tamam zaten.
Bir arkadaş 'varya hayatımda görebileceğim en nadide,en az bulunan,en bilinmeyen...en rezil.. filmlere bu adamda rastladım' diye açıklamıştı bu durumu Burakcann:)
Gece yarısından sonra film izleyesim geldiğinde genelde gerilim veya felaket filmi izlemek hoşuma gidiyor aslında.Eh bu türde de kalburüstü yapımlar bi düzineden fazla olmayınca konusu ilginç olan ve FearFest gibi festivallerde yayınlanmış filmlere dalıyorum:)
Can'a sorsan 'emek harcanmış hiç bi filme kötü demez Kürşat' der ama arada sıkıldığım filmler oluyor benim de tabii ki:)
Genelde daha iyi yapımları izlemeyi tercih ediyorum ama severim b-movie'leri hep dediğim gibi:)
hatta bi ara biz de çekelim:) |
"uyanıyorum, kendi elim boynumda..."
|
 |
|
Konu  |
|
|
|